1 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan “Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” ile Sağlık Uygulama Tebliği’nin (SUT) 1.8.1 numaralı maddesinde değişikliğe gidilmiştir.
Yapılan düzenlemede;
• Birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında gerçekleştirilen hekim ve diş hekimi muayenelerinden katılım payı alınmayacağı,
• Sağlık Bakanlığı tarafından sözleşme imzalanmış, görevlendirilmiş veya yetkilendirilmiş aile hekimlerinden sevk edilerek üst basamak sağlık kuruluşlarına başvuran yurttaşların muayene katılım paylarının yüzde 50 azaltılarak tahsil edileceği
belirtilmiştir.
Ancak kamuoyuna “olumlu” bir gelişme olarak sunulan bu düzenlemenin esas sonucu, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde cepten sağlık harcamalarının artırılması olacaktır.
Söz konusu ifadeler, 31/12/2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenlemenin tekrarından ibarettir. Asıl değişiklik; ikinci ve üçüncü basamak kamu, üniversite ve özel sağlık hizmeti sunucularında muayene katılım paylarının ciddi oranlarda artırılmasıdır.
Yeni düzenleme ile;
• İkinci basamak resmi sağlık hizmeti sunucularında katılım payı 26 TL’den yüzde 92 artışla 50 TL’ye,
• Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim ve araştırma hastaneleri ile bu hastanelere bağlı semt polikliniklerinde 26 TL’den yüzde 246 artışla 90 TL’ye,
• Sağlık Bakanlığınca üçüncü basamak hastane olarak basamaklandırılan Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerde 26 TL’den yüzde 246 artışla 90 TL’ye,
• Tıp fakülteleri bulunan Devlet üniversiteleri sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde 26 TL’den yüzde 246 artışla 90 TL’ye,
• Tıp fakülteleri bulunan vakıf üniversiteleri sağlık uygulama ve araştırma merkezlerinde 26 TL’den yüzde 284 artışla 100 TL’ye
• İkinci ve üçüncü basamak özel sağlık hizmeti sunucularında 60 TL’den yüzde 66’la artışla 100 TL’ye yükseltilmiştir.
Sağlık hizmetine erişim; gelir durumuna göre değişen, ekonomik gücü olanın daha kolay ulaşabildiği bir ayrıcalık değil, herkes için eşit ve ücretsiz sunulması gereken temel bir insan hakkıdır.
Yıllardır ifade ettiğimiz gibi; sağlık sisteminde çözüm, hastaların başvurusunu mali ödül/ceza mekanizmaları ile azaltmaya çalışmak olmamalıdır. Bugün hastanelerde yaşanan yoğunlukların, uzun randevu sürelerinin ve tetkik kuyruklarının nedeni, birinci basamağı güçlendirmeyen, koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana atan ve sağlık hizmetini performans ve piyasa mekanizmaları üzerinden düzenleyen politikalardır.
Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi kuşkusuz temel bir gerekliliktir. Ancak Aile Sağlığı Merkezlerinin personel, fiziki altyapı, zaman ve iş yükü sorunları çözülmeden yalnızca mali teşviklerle yönlendirme sistemi kurulması mevcut sorunlara yenilerini ekleyecektir. Hangi gerekçe ile olursa olsun Aile Hekimlerinin üzerinde performans baskısı yaratacak düzenlemelere son verilmelidir.
Sağlık sisteminde sevk sistemini savunuyoruz ancak basamaklandırma politikaları hastanın önüne ekonomik engeller koymak için değil; bilimsel, planlı ve bütüncül bir sağlık sistemi oluşturmak için kullanılmalıdır. Bunun için Sağlık Bakanlığı ve ilgili karar alıcılar başta Tabip Odaları olmak üzere sağlık emek ve meslek örgütleri ile görüşmeli, kolektif bir işleyişle önerileri ve eleştirileri dikkate almalıdır.
Sağlık hizmetleri kamusal bir sorumluluk olarak ele alınmalı; sağlık çalışanlarının emeğini değersizleştiren, hastayı müşteri konumuna iten uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Ücretsiz, nitelikli ve eşit sağlık hizmeti mümkündür ve ülkemizde gerekli kaynak bulunmaktadır.
Ankara Tabip Odası
