ATO - HEKİMLERİN GÜCÜ

 
ATO » Haberler » 2026 Haberleri » 28 Nisan ‘Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nde İşçi Sağlığı Mücadelesini Büyütmeye!

Nisan 28 2026

28 Nisan ‘Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü’nde İşçi Sağlığı Mücadelesini Büyütmeye!

28-04-2026, 14:43 Haberler / 2026 Haberleri 8

“Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü”, milyonlarca emekçinin sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışma hakkını hatırlatmanın yanı sıra, bu alandaki sorunları görünür kılması açısından da önemli bir gündür. Hekimler olarak bizler, çalışma yaşamının sağlıkla ilişkisini her gün sahada görmekte; iş kazaları, iş cinayetleri, meslek hastalıkları ve kötü çalışma koşullarının yarattığı yıkıcı sonuçlara doğrudan tanıklık etmekteyiz.

Bugün dünyada her yıl milyonlarca işçi, iş cinayetleri ve işle ilişkili hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirmekte ya da sakat kalmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve ilgili kurumların raporlarına göre, dünyada yılda yaklaşık 3 milyon işçi iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin yüzde 85’ten fazlası işle ilgili uzun vadeli hastalıklardan, geri kalan kısmı ise akut iş kazalarından kaynaklanmaktadır. En fazla ölümün görüldüğü sektörler ise inşaat, madencilik ve tarımdır.

Türkiye’de tablo daha da ağırdır. İş cinayetleri, kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalışma biçimleri ve denetimsizlik nedeniyle önlenebilir ölümler sıradanlaşmış durumdadır. Başta inşaat, maden, tarım ve sanayi olmak üzere yüksek riskli sektörlerde çalışan işçiler ciddi tehlikeler altında çalışmaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş cinayetleri raporlarına göre, 2025 yılında 2.105 işçi ağır ve tehlikeli işlerde çalışırken hayatını kaybetmiştir. İş cinayetlerinin yüzde 56’sının (1179 işçi) yoğunlaştığı üç işkolu; güvencesiz çalışmanın hâkim olduğu inşaat, tarım ve taşımacılıktır. Uzun çalışma saatleri, yoğun iş yükü, sigortasız çalışma, kuralsızlıklar ve sendikal örgütlenmenin zayıflığı bu ölümlere davetiye çıkarmaktadır.

Meslek hastalıkları ise büyük ölçüde görünmez kılınmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2024 verilerine göre 733.646 iş kazası kayda geçerken, yalnızca 888 meslek hastalığı tespit edilebilmiştir. Oysa kimyasal maddelere maruziyet, ergonomik riskler, gürültü, toz, radyasyon ve psikososyal stres faktörleri işçilerin sağlığını uzun vadede ciddi biçimde tehdit etmektedir. ILO verilerine göre stres ve kötü çalışma koşulları her yıl yaklaşık 840 bin kişinin ölümüne yol açmaktadır. Tanı ve bildirim sistemlerindeki yetersizlikler nedeniyle meslek hastalıkları çoğu zaman saptanamamakta, bu da işçilerin hak kaybına uğramasına neden olmaktadır.

Düşük ücretler ve uzun çalışma saatleri de işçi sağlığını doğrudan etkileyen temel sorunlar arasındadır. Geçim kaygısı, işçileri sağlıksız ve güvensiz koşullarda çalışmaya zorlamakta; dinlenme hakkının ihlali ise hem fiziksel hem de ruhsal hastalık riskini artırmaktadır. Bunun yanı sıra, nitelikli sağlık hizmetine erişimin zorlaşması özellikle güvencesiz çalışanlar açısından ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır.

Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller de işçi sağlığı ve güvenliği açısından kritik bir sorundur. Oysa sendikalar, işçilerin haklarını korumada ve güvenli çalışma koşullarını sağlamada en önemli araçlardan biridir. Örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanması, işçilerin sesini zayıflatmakta ve riskleri artırmaktadır.

Hekimler olarak, işçi sağlığı ve güvenliği alanında aşağıdaki adımların acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyoruz:
• İşçi sağlığı ve güvenliği politikaları kamusal bir hak olarak ele alınmalı; piyasa odaklı yaklaşımlar terk edilmelidir.
• İş kazaları ve iş cinayetlerinin önlenmesi için etkin, bağımsız ve düzenli denetim mekanizmaları kurulmalıdır. TTB, TMMOB ve Tabip Odaları başta olmak üzere emek ve meslek örgütlerinin politika oluşturma ve karar alma süreçlerinde temsil edilmesi sağlanmalı; bilimsel ve teknik öneriler doğrultusunda çalışma yaşamı yeniden düzenlenmelidir.
• Meslek hastalıklarının tanı, kayıt ve bildirim sistemleri güçlendirilmeli; bu alanda uzmanlaşmış merkezler yaygınlaştırılmalıdır.
• Tüm çalışanlar için güvenceli istihdam sağlanmalı; düşük ücret ve uzun çalışma saatleri gibi sağlığı tehdit eden uygulamalara son verilmelidir.
• Herkes için erişilebilir, nitelikli ve ücretsiz sağlık hizmeti güvence altına alınmalıdır.
• Sendikal örgütlenmenin önündeki yasal ve fiili engeller kaldırılmalı; toplu sözleşme hakkı güçlendirilmelidir.
• İşyerlerinde risk değerlendirmesi, koruyucu önlemler ve eğitim süreçleri çalışanların katılımıyla yürütülmelidir.
• İşçi sağlığı alanında veri şeffaflığı sağlanmalı, kamuoyu düzenli olarak bilgilendirilmelidir.

Unutulmamalıdır ki, iş kazaları ve işe bağlı ölümler önlenebilir. İşçilerin sağlığını korumak bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu
Ankara Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu

Haber Resimleri:

Benzer Haberler

HEKİM POSTASI

© "Ankara Tabip Odası".Tüm Hakları Saklıdır.
KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA VE AYDINLATMA METNİ