Geçtiğimiz günlerde, Sağlık Bakanımız, günde 3 milyon kişiye sağlık hizmeti verdiğimizi, Türkiye’nin her yerinde sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde verildiğini açıklamıştı. 2025 yılı Sağlık İstatistikleri verilerinde poliklinik başvurularındaki artış bize toplum sağlığını ve sağlık sistemimizi yeniden gözden geçirmemiz gerektiğini gösteriyor.
Kurum Türlerine Göre Toplam ve Kişi Başı Hekime Müracaat Sayısı, 2025
Kurum Türlerine Göre Toplam ve Kişi Başı Hekime Müracaat Sayısı, 2024
Tablolardan izlenebildiği üzere Aile Hekimleri başta olmak üzere doktora başvuru sayılarında artış dikkati çekmektedir. OECD ortalamalarının 2 katı olan bu oranlardaki artışın en önde gelen nedenlerinden biri hastaya ayrılan zamanın yetersizliği, hastaların çözümlenemeyen sağlık sorunları için tekrar tekrar sağlık kuruluşlarına başvurmak zorunda kalmalarıdır. Aile Hekimliğinde ya da Devlet Hastanesinde yaptırılan tetkiklerin özel hastanede hastaya görece daha çok zaman ayırabilen hekime yorumlatılmaya çalışıldığı gibi durumlar sıklıkla izlenmektedir. Artmış başvuru sayısının en önemli nedenlerinden birinin de toplumda çok düşük seviyede olan sağlık okuryazarlığının yol açtığı aşırı tetkik ve görüntüleme talebi olduğu söylenebilir. Sağlık okuryazarlığının çok düşük olması hekime başvuru sayısını ve eş zamanlı gereksiz ilaç kullanımını da giderek artırmaktadır. Sağlığın (özellikle tetkik ve görüntülemeler bağlamında) ticari bir eyleme dönüşmüş olması özellikle özel sağlık sektörü tarafından hastalara daha sık periyodlarda hekim başvurusu yapmaları yönünde bir teşvik konusu da olmaktadır. Tamamlayıcı ve Özel Sağlık Sigortaları olan hastalar sağlık hizmetlerinden hastalık durumunda değil, akılcılıktan uzak, sosyal medya fenomenleri ve yapay zeka gibi yönlendirmelerle tetkik talepleri ile faydalanmaktadır. Sosyal medyanın yarattığı takviye edici gıda kullanımına özendirme de hastaların poliklinik ziyaretlerinin önemli bir nedenidir. Bu durum, kısıtlı kaynakların (başta hekim emeği olmak üzere) akılcı kullanımı açısından son derece tüketici ve sağlık sistemini çöküşe sürükleyen bir tablodur. Gerçek sağlık sorunları yaşayan yoksul insanların ücretsiz nitelikli sağlık hizmeti alabilmeleri giderek imkansızlaşmaktadır.
100.000 Kişiye Düşen Personel Sayısı, Tüm Sektörler, 2025
100.000 kişiye düşen personel sayısına baktığımızda pratisyen hekimler için mecburi hizmet kaynaklı eşit bir dağılım gözlenirken uzman hekimlerin ülkenin Güneydoğu, Orta ve Kuzeydoğu Anadolu ve Batı Karadeniz’de çalışmak istemedikleri anlaşılmaktadır. Yaşam koşullarının gerek mesleki gerekse bireysel güçlükler içermesi bir neden olarak düşünülebilir. Başta eğitim olanakları olmak üzere özellikle çocuk sahibi genç hekimler için metropollerde çalışmak bir zorunluluk haline gelmektedir. Elbette aynı güçlükler bölge halkı ve diğer mesleklerdeki çalışanlar için de geçerlidir. Özel Sağlık Sektöründe çalışma alternatifinin özellikle üç büyük ilde yoğunlaşmış olması hekimlere mecburi hizmet sonrası istifa ederek alternatif çalışma ve yaşama olanağı sunmaktadır. Türkiye’deki toplam hekim sayısının üçte birinden fazlası Ankara, İstanbul ve İzmir’de çalışmaktadır.
Verilere göre Türkiye'de Üniversite Hastanesi Sayısının 70 olduğu görülürken Tıp Fakültesi Program sayısı 151’dir. (50 Devlet Üniversitesi, 20 Vakıf Üniversitesi) Yine çarpıcı bir veri olarak Türkiye genelinde özel sağlık sektöründe 33.182 hekim çalışmaktayken bu sayı Tıp Eğitimi’nin verildiği üniversite hastaneleri için 13,381’de sınırlı kalmıştır.2026-YKS yerleştirme sonuçlarına göre Türkiye genelinde tıp fakültelerine tam kontenjan doluluğu ile 18.663 tıp öğrencisi yerleşmiştir. Çok sayıda, akademik unvanı bulunan hekimin asıl olarak gerek mezuniyet öncesi gerekse uzmanlık süresince Tıp Eğitiminde görev almaları beklenirken Özel Sağlık Sektöründe sağlık hizmeti vermekte olduğu görülmektedir. Tıp Fakültelerinin ve Üniversite Hastanelerinin durumu değerlendirilmeli, ödenekleri, teknik donanımları ve öğretim görevlerinin gelirleri artırılmalıdır.
Sektörlere Göre Hastane Sayısı, 2025
Sağlık Personelinin Sektörlere ve Ünvanlara Göre Dağılımı, 2025
Sağlık İstatistiklerinde toplum sağlığını ilgilendiren önemli bir veri olarak aşı kapsayıcılığında izlenmiş olup özellikle İstanbul’da aşı kapsayıcılığı %90’nın altına indiği izlenmektedir. Türkiye genelinde de aşı kapsayıcılığında bir önceki yıla göre ortalama %2 oranında gerileme gözlenmiştir.
Aşı kapsayıcılığı toplumda hedef nüfusun önerilen aşıları tam ve zamanında yaptırma yüzdesini ifade eden temel bir halk sağlığı göstergesidir.
Kızamık insidansında 2024 yılına oranla 2025 yılında izlenen gerileme aşılamadaki bu yetersizlikle doğru orantılı olarak 2026 yılının ilk yarısında büyük oranda tersine dönmüş kızamık vakalarında hızlı bir artış gözlenmiştir.
İBBS-1’e Göre Aşı Kapsayıcılığı, (%), 2025
Kaynaklar:
Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2024 Haber Bülteni
Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2025 Haber Bülteni






