ATO - HEKİMLERİN GÜCÜ

 

Aralık 29 2025

2025: Yoksulluğun, Eşitsizliğin, Borcun Yılı

29-12-2025, 14:00 Haberler / 2025 Haberleri 38

2025 yılı, ekonomik krizin ve siyasi otoriterleşmenin yoğunlaştığı, gelirde ve servet dağılımında eşitsizliğin arttığı, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle hanelerde yoksullaşmanın daha fazla hissedildiği bir yıl oldu.

Toplumun geniş katmanlarındaki yoksullaşma, işsizlik, borçluluk, iş ve gelir güvencesizliği ülkenin en önemli gündemini teşkil etti. Bu yıl içinde farklı dönemlerde yapılan iki araştırma bunu ortaya koymaktadır. Asal Araştırma’nın Şubat 2025 tarihinde gerçekleştirdiği saha araştırmasına katılanların yüzde 61,2’si “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna ekonomi ve hayat pahalılığı yanıtı verdi. GÜNDEMAR Araştırma’nın “Ekim 2025 Türkiye Gündemi” araştırmasına katılanların yüzde 79’u “ekonominin kötüye gittiğini düşündüğünü” belirtti.

Gelir Dağılımında Eşitsizlik Kalıcılaşıyor

Uygulanan ekonomik politikalar yoksulluğu daha fazla kalıcı hale getirirken, toplumsal eşitsizliği de derinleştirmektedir. TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması’nın 2025 yılı sonuçları Türkiye’de gelirin en üst grupta toplandığını bir kez daha göstermektedir: En yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grup toplam gelirin yüzde 48’ini elde ederken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grup sadece yüzde 6,4’ünü elde edebildi. TÜİK’in hesaplamasına göre son yüzde 10’luk gruptakilerin yüzde 68’i bir sonraki yıl yine aynı grupta kalırken; ilk yüzde 10’daki grup yüzde 59’u yerini korudu. Bu veri toplumsal eşitsizliğin statik bir hale dönüştüğünün işaretidir.



Gelir Eşitsizliğinde İlk Sıradayız

Eurostat verileri de Türkiye’deki eşitsizliğin uluslararası görümünü ortaya koyuyor. Avrupa Birliği ülkelerinde en zengin yüzde 20’lik kitleyle en yoksul yüzde 20’lik taban arasındaki gelir farkını gösteren S80/S20 oranı 4,66 iken, Türkiye’de bu oran 7,5’tir. Türkiye’deki en zengin grup -Avrupa ortalamasının iki katına yakın şekilde- en yoksul grubun 7,5 katı kadar gelir elde etmektedir.

Derinleşen Yoksulluk

TÜİK’in Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırmasına göre Türkiye’de en az 17,8 milyon kişi en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumdadır. Derinleşen yoksulluğun bir diğer göstergesi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesidir. Bakanlığın 531 milyar 905 milyon TL’lik toplam bütçesinin yüzde 54’ü, 284 milyar 470 milyon 466 bin TL yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlaşmaya ayrıldı. Bakanlık 2025’in ilk sekiz aylık döneminde “yoksullukla mücadele” kalemine 137,7 milyar TL harcamıştır. Türkiye’de ailesi yanında en temel ihtiyaçları dahi karşılanamayan ve ailesinden alınma riski bulunan çocuk sayısı 172 bine ulaşmıştır.



Yoksulluk toplumdaki dezavantajlı grupları doğrudan etkisi altına alarak kadınlarda ve çocuklar sosyal dışlanma riskini artırmaktadır. EM-AR Yoksulluk Araştırmasına göre 2024 yılında 18 yaşından küçük çocukların yüzde 38,9’u sosyal dışlanma riski altındadır. Kadınlarda bu oran yüzde 31,5 olurken, erkeklerde yüzde 27,1’dir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir parametresi de olan bu veri, kadınların ve çocukların sosyal dezavantajlarını ortaya koymaktadır.

Açlık Sınırı ve Asgari Ücret

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken asgari harcama tutarını ifade eden açlık sınırı, 2025 yılının mart ayından itibaren asgari ücretin üzerinde seyretmektedir. DİSK-AR’ın hesaplamasına göre 2024’te asgari ücrete yılda bir kez yapılan artış ile de asgari ücret açlık sınırının üzerine yalnızca ilk üç ay (ocak, şubat, mart) çıkabilmiştir. 2025 yılında ise asgari ücrete bir kez zam yapılması nedeniyle asgari ücret sadece ocak ayında açlık sınırının 29 TL üzerine çıkabilmiştir. Böylece son 24 ayda asgari ücretin açlık sınırının üzerinde olduğu ay sayısı sadece 4 olup, geri kalan 20 ay boyunca asgari ücret açlık sınırının dahi altında kalmıştır. 2005’te bir yıllık asgari ücret ile 31,5 Cumhuriyet altını alınabilirken günümüzde ortalama 9,5 Cumhuriyet altını alınabilmektedir. 2005’e göre asgari ücretli çalışan bir kişi 22 altın kayıptadır.



Emekliler Sefalet Koşullarında

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre 2,1 milyon emekli sosyal güvenlik destek primi ödemesiyle çalışmaya devam ederken, Türkiye Emekliler Derneği verilerine göre geçinemediği için çalışmak zorunda kalan emekli ve yaşlı sayısı 4 milyon civarındadır. İŞKUR’a müracaat ederek iş arayan 60 ve üzeri yaş emekli sayısı bir önceki döneme göre yüzde 21,9 artışla 26 bin 823 olmuştur. 2025 yılının ocak-eylül döneminde 60 yaş üstü 8 bin 701 kişi işsizlik ödeneğine başvurmuştur.

Borçlu ve Takibe Alınan Kişi Sayısı Artıyor

Türkiye’de kurumsal olmayan nüfusun yüzde 60,9’u bankalara borçlu haldedir. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi istatistiklerine göre bireysel kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe alınan kişi sayısı geçen yılın ocak-ekim dönemine göre yüzde 20 artarak 1,8 milyon kişi oldu. Bireysel kredi borçlarında toplam borç 5,3 trilyon TL’ye çıktı. Ülkede her iki kişiden birinin bankalara borçlu olması, hanelere giren gelirin erimesini hızlandıran, refah seviyesini uzun vadede aşağı çeken bir etkendir.

Sosyal Adaleti Güçlendiren Yoksullukla Mücadele Programı Yürürlüğe Koyulmalıdır

2026 yılında derinleşen yoksulluğu önlemeye yönelik, sosyal açıdan dezavantajlı konumdaki yurttaşları koruyacak bütünlüklü kamu politikalarının hayata geçirilmesi gereklidir. Bu doğrultuda;

>>Eğitim, sağlık, barınma gibi temel kamusal haklardan herkes eşit şekilde faydalanmalı, bu temel haklar nitelikli, erişilebilir ve parasız olmalıdır.
>>Gelirde adalet ve vergide adalet sağlanmalıdır. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması uygulamasına gidilmeli, servet vergisi hayata geçirilmelidir.
>>Ücretli çalışanlar, işsizler, dezavantajlı grupların sosyal refahı için temel gelir güvencesi ve gelir desteği sağlanmalıdır.
>>Ücret politikalarında iyileştirme yapılmalıdır. Asgari ücret ve tüm ücret düzeyleri insan onuruna yaraşır düzeye çekilmelidir. Emekli maaşları yoksulluk sınırının üzerinde belirlenmelidir.
>>Yoksullukla mücadele için sosyal koruma programları oluşturulmalı ve yoksulluktan en fazla etkilenen kesimler olan kadınlar ve çocuklar için kapsayıcı sosyal koruma politikaları hayata geçirilmelidir.
>>Merkezi idare ve yerel yönetimler arasında eşgüdüm sağlanarak toplumda artan bölüşüm eşitsizliğini önlemeye dönük adımlar atılmalıdır.

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu

Kaynakça:
*TÜİK, “Gelir Dağılımı İstatistikleri, 2025”
*DİSK GENEL-İŞ Sendikası EM-AR “Türkiye’de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk Raporu 2025”
*DİSK-AR, “Asgari Ücret Araştırması 2026”, Aralık 2025

Haber Resimleri:

Benzer Haberler

HEKİM POSTASI

© "Ankara Tabip Odası".Tüm Hakları Saklıdır.
KİŞİSEL VERİLERİ KORUMA VE AYDINLATMA METNİ